Aman dikkat
Futbol enteresan bir spor dalıdır.

Futbol taraftarlığı ise çok daha enteresandır.

Taraftar, parasını verip sırtına giydiği forma ile parasını verip girdiği statta;

“Benim kulübümün tek kuruş vergi borcu yok” diye tezahürat yapmaz.

“SSK borcunu temizledik” diye besteler düzenlemez.

90 dakika zıp zıplayıp gırtlaklarını patlatırcasına;

“Benim altyapım süper” diye şarkılar söylemez.

Güzel oyun ister.

Sahada mücadele ister.

Ve bunun doğal bir sonucu olarak;

Maç sonu 3 puan ister.

Hangi ligde mücadele ederse etsin, iddia ister, heyecan ister.

Şampiyonluk, liderlik hesapları yapmak ister.

Gıcık olduğu, rekabet ettiği kulüplerle olan maçlardan kesinlikle tek sonuç; yani zafer ister.

3-5 maç üst üste mağlubiyet gelsin.

Kralını tanımaz…

Vay efendim, bu adam bizi bataklıktan kurtardı,

Vay efendim, bu adam bizi düze çıkardı,

Vay efendim, bu adam doğuştan bizim takımlı,

Falan dinlemez.

Ülkenin en zengin ailesinin oğluymuş,

Çok yakışıklıymış,

Filan demez.

Önce bir homurdanırlar.

Sonra sinkaflara başlarlar.

İş;

Tribünden toplu şekilde söylenen “istifa” muhabbetine gelince,

Yolun sonu da artık o adam için gözükmüş olur.

Geçmişte istediğin kadar başarılı ol.

Veya; “ben gelecekte böyle yapacağım” diye bir tarafını yırt.

Nafile olur.

İster adınız Aziz Yıldırım olsun.

İster bu ülkenin en zengin ailesinin bir bireyi, Ali Koç olsun.

Tribün için bunların hiçbir önemi yoktur.

Tribün; “başarı yoksa sen de yoksun” dedi mi iş bitmiştir.

Bugün sadece Beşiktaş’ın değil, Türk futbol tarihinin en değerli, en dürüst, en iş bilir başkanlarından biri olan rahmetli Süleyman Seba’ya Çarşı tribünü;

“Ahmet Dursun Seba gitsin” diye haftalarca tezahürat yapmış ve göndermiştir.

Milyar dolarların da olsa, eğer başkanlığını yaptığın kulüp puan cetvelinde tersten liderse;

Adama uyku haram olur.

Sen etmesen, başkaları haram ettirir.

Takıma istediğin kadar otobüs yolculuğu cezası ver, nafile olur.

Bunları neden mi yazıyorum.

Futbol; dediğim gibi, çok enteresan bir spor dalıdır.

Ben bu kentte;

“Heykelini nereye dikelim” diye tartışılan bir adamın, çok değil, kısa bir süre sonra yerin yedi kat dibine sokulduğunun ve üzerine hazır beton döküldüğünün canlı şahidiyim

Daha ne diyeyim…

Onun için başkanlık koltuklarında oturanlar;

Aman dikkat…

 

İzmit’in sembolü nedir?


Mümtaz kent halkına;

“İzmit’in sembolü nedir?” diye sorsam hemen hemen herkes “pişmaniye” der.

Demeyin…

Değilmiş çünkü.

Bu kentin en önemli sembolü “künefe” olmuş.

Meğer biz künefe hastası bir kentmişiz de haberimiz yokmuş.

Dağ bayır künefeci doldu.

Allah hepsinin işini rast getirsin ama bu kadar mekan bana biraz fazla gibi geliyor.

İnşallah bir gün tek tek kapanmazlar.

Çünkü millet kadayıfa doydu.

 

Bırakın Atlasın


Kent gündemini epey meşgul eden bir vatandaşımız var.

Bu vatandaş durmadan bir yerlere tırmanıp tırmanıp intihar girişiminde bulunuyor.

Bu satırlar yazıldığı anda yanılmıyorsam beşinci kez denemiş ve indirilmişti.

İşin cılkı çıkmış durumda.

Ya bu arkadaş ne istiyorsa yerine getirilsin o da biz de rahatlayalım,

Ya da bıraksınlar, atlasın.

Bu nedir ya…

Atlasın deyince aklıma epey bir vakit önce İstanbul Kadıköy’de yine böyle bir intihar girişimi geldi.

Bir binanın 4.katına intihar etmek için çıkan birine aşağıda toplanan ve beklemekten sıkılan kalabalık “atla atla atla” diye bağırıp tempo tutunca,

Bulunduğu yerden üstlerine işemişti…

Canım Türkiyem…

 

GÜNÜN NEŞESİ


İsmin ne senin?

Adamın biri yolda bir çocuk görmüş.

Adını sormuş.

Çocuk tam adını söyleyecekken:

- "Dur dur!" demiş adam.

-"Ben tahmin edeyim senin adını. Sen sadece baş harfini söyle."

Çocuk "Y" demiş.

Adam başlamış saymaya.

-"Yunus?"

Çocuk hayır anlamında kafa sallamış.

Adam sırayla saymaya başlamış;

-"Yakup?"

-"Yılmaz?"

Çocuk kafa sallamış...

-"Yusuf?"

Çocuk yine sallamış kafa sallamış.

Y ile başlayan tüm isimleri sayan adam sinirlenmiş ve başlamış kız isimlerini saymaya;

-"Yeliz?"

Çocuk yine olumsuz kafa sallamış.

-"Yeşim?"

Çocuk kafa sallamış.

En sonunda kızan adam.

-“Ne lan senin ismin?”

Çocuk cevap vermiş:

-“Yamazan”

 

SEVERİM


*Uzun zaman giymediğim bir pantolon veya monttan para çıkmasını… (Miktar hiç önemli değildir. Burada ana mevzu; yolda para bulmuş hissine kapılma olayıdır…)

*Evde 3 lü kanepeye uzanıp TV’de belgesel izlemeyi… (Favorilerim; Afrika’yı ve Alaska’yı anlatan bölümlerdir… Nasıl Yapılır ve MegaYapılar’da fena değildir… Bu kadar saçma sapan yerli dizi arasında bunlar ilaçlıktır…)

 

UYUZUM


*Takımı mağlup durumdayken ve maçın son dakikaları oynanıyorken, orta sahadan kalecisine geri pas veren futbolculara… (Hemen lisansını yırtarım… Ancak sevdiğim biri ise kulüpte malzemeci yaparım…)

*Sıkışmış trafikte kendisine yol bulmaya çalışan ambulansın arkasına dörtlülerini yakarak takılan ve bundan istifade eden yaratıklara… (Bunlara insan dersem kendi ırkıma hakaret etmiş olurum… Net…)

 

SEVDİĞİM LAFLAR


Keşke her sabah alarm çaldığında polisler kapıyı kırıp, “yat yat yat” diye bağırsa da geri yatsak…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

bahistapot.com ekbonus.com linkgeit.com